Ana Sayfa / Genel / Ergenlikte Kişilik Gelişimi

Ergenlikte Kişilik Gelişimi

Bir duvarda çok büyük bir resim asılı olan karanlık bir odada bulunduğunuzu hayal edin. Resmin tamamını görüp zevkine varmayı istediğiniz halde elinizde yalnızca küçük bir cep feneri bulunmaktadır. Bütün çalışmayı görme olasılığınız açık bir şekilde çok zayıf olduğundan tek seçeneğiniz resmi parça parça incelemek ve bütün parçalara baktıktan sonra hayalinizde bu sanat eserinin bütününü yapılandırabilmeyi ümit etmektir. Kişiliği anlamaya çalışan bir psikolog da oldukça benzer bir sorunla karşı karşıyadır. İnsan kişiliğinin karmaşık yapısı çok geniş bir alanı kaplayan bir tuval gibidir. Bu tuvali açıklamak için erişilebilir olan kuramlar ve yöntemler bütünün anlaşılabilmesini sınırlandırmaktadır. Gencin kişiliğini başka bir deyişle, duygu, düşünce, tutum, eylem ve davranışını değerlendirmek ancak onun içinde yaşadığı yada içinden çıktığı çevreyi öğrenmek ve çevre içerisinde bahsi geçen temel kavramların ne biçimde geliştiğini bilmekle olur.

Kırsal bölgelerde oturan ve nüfusumuzun % 60’ını oluşturan kesim çoğunlukla geleneksel yaşam biçimlerini sürdürmektedir. Bu yaşam biçiminde konut durumu, beslenme, ailenin genel tutumu, anne ve babanın toplumsal rolleri, cinsel gelişme, gelenek, görenek, dinsel kurumlara verilen yer ve yerin oluşturduğu etkiler, gencin kişiliğine biçim verilir. Ergenlerin duygu, düşünce, tutum, davranış, eylem, amaç ve beklentileri üç katmandan oluşur. Bunlar, (a) temel kişilik yapısı, (b) gençlik çağına özgü psiko-sosyal özellikler, (c) gencin yaşadığı çevrenin sosyal, kültürel, özellikleridir. Bu üç katmanın oluşturduğu kişilik yapısı içinde, yerine arama çabasında olan genç, özdeşleşme, sorumluluk, özerklik sorunlarına çözüm arar. Bu çözüm bireyin içinde bulunduğu kesimin özelliklerine ilişkin değişik olur. Üç kavram arasındaki dengesizlik bireysel ve toplumsal sorunlara yol açar.bu kavramların gelişmesi gençle içinde yaşadığı toplum yapısındaki ekonomik, kültürel dengeye bağlıdır.

Kimlik Arayışı

Erinlik ve daha sonrada ergenlikle gelen bedensel değişmelere ve cinsel olgunlaşmayla birlikte taşkınlaşan yeni duygular uyum sağlamak….Ana babadan ya da kendine bakan diğer büyüklerinden kopma ve bağımsızlık duygusu… Aynı ve farklı cins gruplarıyla etkili bir sosyal ve işbirliği ilişkisine girmek ve değeri olan bir iş, bir uğraş için hazırlanma …. Bütün bu değişimlerin üstesinden gelebilmek için boğuştuğu dönemlerde ergen, yavaş yavaş bir yaşam felsefesi, bir dünya görüşü ve sade, ama asıl ve “tartışılamaz” ahlak inançlar geliştirmek durumundadır ve bu genç insan “kim olduğu, nereye doğru gittiği, ne tür olanakları bulunduğu”nu yanıtlayacak bir kimlik duygusu oluşturmak zorundadır. Bir çok ergen; büyüme döneminde yaşadığı arzuları, korkuları, gereksinimleri-olanak elverdiğince-bastırmış, geriye itmiş olsa da, sıradan bir ergenin büyüme sürecinin tümünü, tam anlamıyla kavradığı söylenemez. Kişinin kimliğinin açık biçimde bulması, başkalarına ne kadar bağımlı halde olursa olsun, kendini diğerlerinden ayrı bir varlık, bir birey olarak algılamasına, kendini bir “bütünlük” şeklinde görmesine, “ben varım” diyebilmesine bağlıdır. Hem de sadece bazı anlarda değil, her zaman için.Ergenin bütün bu değişimlerini benimseyerek olumlu bir kimliğe kavuşması ve kendine güvenini kazanması için elbette zamana gereksinimi vardır. Toplumda kadınla erkek için belirlenmiş ideallere, kalıplara ve ilkelere ters düşmek ve bu duruma etraftaki insanların hoşgörüsüz tutumu, ergenin üstünde olumsuz, ters etki yapabilir. Burada üzerinde durulması gereken nokta şudur:Kadın ya da erkek olsun, ergenin kendi vücudunu algılaması, ergenin kendini nasıl gördüğüne bağlıdır. Örneğin, yetenekleriyle dış görünüşünü hesaba katmadan, kadın ya da erkek olarak çekici mi, itici mi; güçlü mü, yoksa zayıf mı olduğunun etkisinde kalabilir. Örneğin, fiziksel görünüşüyle ortak karar olan bir delikanlı, duygusal yanılmayla kendini olduğundan daha ufak tefek, daha az güçlü görebilir.Bugünün anlayışına göre, gerçekten güzel bir genç kız, aileden sevilmeyen bir akrabaya, bir büyüğe benzetildiği ve yıllar yılı, “tıpkı onun gibisin” dendiği için kendini itici ve tatsız sanabilir.

Yazar: Okan AKDÖKER

Bu da Var

Panik Atak Kitapları – Panik Atak İçin Kitap Önerileri

Merhabalar değerli takipçilerim, bugün sizlere kendinizi mutlu hissedeceğiniz ve sizin hayatınıza belli bir amaç katacak …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir