Ana Sayfa / Genel / Empatik miyiz, Sempatik miyiz?

Empatik miyiz, Sempatik miyiz?

Empati kavramı psikoloji ve psikiyatride sıklıkla kullanılmakta olan bir terimdir. Bu alanlarda çeşitli araştırmalar yapılmış ve bilgi birikimi ortaya çıkmıştır. Empati kavramının iki atası bulunmaktadır. Bunlardan birincisi Almanca “einfluhlung” terimidir. Almancada “einfluhlung” kelimesi bir başkasının yerine geçebilme becerisi anlamına gelmektedir. Bu kavramı ilk kullananlardan Alman psikolog Tpedor Lipps, “einfluhlung”u şöyle tanımlamıştır: “Bir insanın kendisini bir nesneye yöneltip kendini o nesne içinde hissederek anlaması sürecine “einfluhlung” adı verilir”.

Empatik mi Yoksa Sempatik miyiz?

Adı empati kavramı ile özdeşlesen Danışandan Hız Alan Yaklaşımın diğer adı Birey Merkezli Terapinin kurucusu Carl Rogers, çalışma hayatı boyunca empatiyi farklı şekillerde tanımlamıştır. Rogers empatiyi bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygu ve düşüncelerinin doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi süreci olarak ifade etmiştir.

Rogers’a göre empatinin kurulabilinmesi için üç önemli unsurun olması gerekmektedir. Bunlar;

1- Empati kuracak kişi, karşısındakinin bakış açısıyla olaylara ve dünyaya bakabilmelidir. Bu da kişinin karşısındakinin fenomenolojik alanına girmesi demektir. Her insanın algılaması farklıdır. Bu algısal alana kişinin fenomenolojik alanı denir. Dolayısıyla empati kurabilmek için kişiye ait bu öznel dünyasından bakabilmek, onun algıladığı gibi algılayabilmek gereklidir.

2- Bireyin karşısındaki kişi ile empati kurabilmesi için, karşısındakinin iç dünyasını doğru olarak anlaması gereklidir. Ne sadece duyguları ne de sadece düşünceleri anlamış olmak empati kurmak için yeterli değildir. Empatinin iki temel bileşeni söz konusudur. Bu temel bileşenleri bilişsel ve duygusal bileşenleridir. Karşımızdakinin rolünde ne düşündüğünü anlamamız, bilişsel bir etkinlik iken, karşımızdakinin hissettiklerini hissetmek ise duygusal bir etkinliktir.

3- Empatinin tanımındaki üçüncü temel öğe ise, kurulan empatinin karşı tarafa iletilmesidir.

Empati İle Karıştırılan Bazı Kavramlar

Empati çoğu zaman bazı kavramlarla karıştırılmaktadır. Karıştırılan bu kavramlarla farklılıklarına aşağıda değinilmiştir.

# Empati ve Sempati

Eski Yunancadaki “sympatheia” sözcüğünden syn ile pathos acı çekme anlamına gelmektedir. İngilizce ’de “sympathy” olarak ifade edilen terimin kelime anlamı “birisiyle birlikte acı çekme” dir.

Psikoterapi ve psikolojik danışma alanında empati ile sempati sıklıkla birbiriyle karıştırılmaktadır. Empati, başkalarının duygu ve düşüncelerini anlayıp onların bakış açısıyla bakabilmek iken sempati ise karşısındaki ile aynı şeyi hissetmektir. Yani aynı duygu ve düşünceye sahip olmaktır. Karşımızdaki kişiye sempati duymak, onunla birlikte acı çekmek ya da sevinmektir. Sempati kurulduğunda karşı tarafın duygu ve düşüncelerini anlamak şart değildir. Empatide ise karşıdakinin dünyasına girmek ve dünyayı onun gözü ile görmek esastır. Empatide anlamak, sempatide ise hak vermek esastır. Sempati sübjektiftir, empati daha objektif gözlem yapmaktır. Ağlayan birini gördüğümüzde ağlamak empati değil sempatidir.

# Empati ve Özdeşleşme

Özdeşleşme, kişinin kendisini başkasının yerine koyma, o kişi gibi olma durumudur. Özdeşleşme de kişi başka kişinin benliğini kendi benliğine yerleştirmiştir. Empatide kendi benliğini yok saymadan karşısındaki kişi yerine kendini koymak varken özdeşleşme de tek bir benlikle duygusal bağ oluşturmak söz konusudur.

Karşımızdaki kişi ile kendimizi özdeşleştirerek, onu model almakta, onun duygu ve davranışlarını kendimize yansıtmaktayız. Böylece, karşımızdaki kişinin bakış açısını kaybederek özdeşimlerimiz çerçevesinde değerlendirmeler yapmaktayız ve bu da yanlı bir yaklaşım tarzıdır. Bu durumda özdeşim kurmak empatiyi zedelemektedir.

# Empati ve İçtenlik

Empati ile içtenlik birbiri ile bağlantılı kavramlardır. Empatik anlayış dünyaya karşısındakinin dünyasından bakabilmek iken; içtenlik ise bunu yaparken aynı zamanda kendi dünyasının da farkında olmasıdır.

İçtenlik, danışmada tarafsız, açık, net olmayı gerektirmektedir. İçtenlik, empatinin tamamen bağımsız değil ön şartı konumundadır. İçtenlik için üç önemli adım bulunmaktadır.

1.Karşınızdakini içtenlikle dinleyebilmek,

2.Kafanızdaki düşünceleri susturup, karşınızdaki insanı tüm benliğiniz ile algılayabilmek,

3. Karşınızdakinin çıkarı için kendi kişisel çıkarlarınızdan vazgeçebilmek.

# Empati ve Sezgisel Tanı

Empati ve sezgisel tanı kavramları birbirleri ile bağlantılı değil tam tersi karşıtı gibidirler. Sezgisel tanı, kişinin dünyasındakileri ortaya çıkarma, çözümleme ve düzenleme yeteneği ile ilgilidir. Sezgisel tanı da gözlemleyip çıkarımlarda bulunma söz konusu iken empatide değerlendirmeye yer yoktur. Sezgi, empati olmadan yanıltıcı olabilir ve güvenilir olmayabilir.

İnsan ilişkilerinde önemli bir unsur olan empatinin gelişimi konusunda kuramcılar arasında farklı görüşler bulunmaktadır. Psikoanalitik kurama göre, empati çocuğun ebeveynle ilişkisinin başladığı andan itibaren erken çocukluk döneminde gelişmeye başlar. Bazı sosyal öğrenme kuramcılarına göre ise, empati ortaya çıkan durumlarla kazanılabilinir. Bu görüşe göre, bireyin geçmiş yaşantısında hoşuna gitmeyen bir üzüntüsü, kendisininki ile benzer olan diğer kişinin üzüntüsünden dolayı canlanabilir. Küçük çocuklar, üzüntülü bireyleri gördükleri zaman çoğunlukla empatik tepki vermektedirler. Çocuklardaki ilk empatik tepkinin öğrenilmiş olduğu ileri sürülmektedir. Aynı yaş döneminde de olsa erken çocukluktaki verilen tepkilerde bireysel farklılıklar görülmektedir. İki yaş çocuklarının bazıları çok sevecendir, bazıları diğerlerinin üzüntüsüne tepki vermez, bazıları ise diğerinin üzüntüsüne hoşgörüsüzdür. Duygusal durumlarına karşı gösterilen bu farklılıklar, çocukların yetiştirilme tarzlarına, model alınan anne-baba tutumlarına çevreye bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Yapılan araştırmalar göstermektedir ki; empatik düzeyleri yüksek olan ebeveynlerin çocuklarının, empati düzeyi düşük olanların çocuklarına oranla empatik becerileri daha yüksektir. Çocukların başkalarının duyguları ile ilgilenmeleri de yaşla birlikte değişmektedir. Yaşla beraber empatik beceri gelişmektedir. On yaşındaki bir çocuk iki yaşındaki çocuğa göre duyguları anlamada ve yorumlama da daha yeteneklidir. Yaşça büyük çocuklar üzüntülü bir kişiyi rahatlatmakta ya da onlara yardım etmede daha başarılıdırlar.

Empatik tepki vermede, cinsiyetler arası farklılıklar olduğu, kızların erkeklerden daha empatik oldukları ileri sürülmektedir. Erkek çocuklar yetiştirilirken duygularını göstermenin “erkekliğe yakışmadığı” öğretilirken, kız çocuklara ise ebeveynleri duygularını açıklamaları konusunda cesaretlendirilmektedirler. Ahlaki yargı gelişim kuramına göre, gelişim evrelerinde rol alma önemlidir. Bu, bir başkasına kendisi “imiş” gibi tepki göstermek ve kendi davranışlarında bir başkası gibi tepki verebilmek anlamını taşır. Ahlaki yargının gelişiminde, rol alma yeteneğinin gelişimi dönüm noktasıdır. Çünkü ahlaki yargı bireyin karşısındakinin haklarını kendi haklarına karşı tartmasıdır ki bu da rol alma yeteneğini de kapsamaktadır. Kohlberg, bir başkasının yerini alabilme yeteneğinin gelişiminin altı yaşında başladığını ve bu rol alma ya da empati gelişiminde önemli olduğunu belirtmiştir. Empati niteliksel olarak her yaşta görülebilir.

Kaynak: iyimakale.com

Bu da Var

Panik Atak Kitapları – Panik Atak İçin Kitap Önerileri

Merhabalar değerli takipçilerim, bugün sizlere kendinizi mutlu hissedeceğiniz ve sizin hayatınıza belli bir amaç katacak …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir