Ana Sayfa / Genel / Bireysel Psikoloji Nedir?

Bireysel Psikoloji Nedir?

Freud ve Jung İle birlikte Alfred Adler de terapide psikodinamik yaklaşımın uygulamasında payı olan kişilerdendir. İnsanın biricikliğine ve bireysel yaşantılarına özel bir önem vermesi bakımından kuramın ismi “Bireysel Psikoloji”dir. Aynı zamanda Adler, insanın düşünce biçiminin; davranış ve duygularının belirleyicisi olduğunu vurgulayan ilk kuramcı olmuştur.

İnsana Bakış Açısı

Adler’in Bireysel Psikoloji’si, bireyi kendi yaşamını kendisinin kontrol ettiği varsayımına dayanır. İnsanların doğuştan mükemmellik için çabalama eğilimlerinin olduğuna ve insanın bu çabasının davranışlarının en önemli yönlendiricisi olduğuna inanmıştır.

Bireyin davranışlarını açıklarken, geçmişte yaşananlardan çok bu yaşananların nasıl algıladığı ve yaşantılarına nasıl yorum getirdiği üzerinde durmuş; bu yolla bireyin sübjektif görüşünü (fenomenoloji) öne çıkarmıştır.

Bireysel Psikoloji insanın cinsel dürtülerden çok sosyal ilişkilerle motive olduğunu, insan davranışının hedefe yönelik olduğunu ve asıl olanın bilinçaltı değil bilinç olduğu savunmaktadır.

Bireysel Psikoloji kuramında bireyin fenomonolojik algısına diğer bir ifade ile bireyin kendisine, çevresine, olaylara veya durumlara ilişkin bireysel algısına özel bir önem verilir. Adler her bir bireyin başarı ya da üstünlük algısının kendine özgü olduğunu ve bu nedenle de Bireysel Psikoloji’nin her bir bireyi kendi kişisel gelişimi ve algısı çerçevesinde inceleme ve ele alma eğiliminde olduğunu belirtmektedir.

Aşağılık ve Üstünlük Duygusu

Adler insanların yaşama bir aşağılık duygusuyla başladığını ileri sürer.
Güçsüz ve çaresiz bir çocuğun hayatını devam ettirebilmek için daha büyük ve güçlü yetişkinlere bağımlı halde olması, bunun örneğidir. Bu algı, insanın yaşam boyu aşağılık duygusuyla başa çıkmak için göstereceği çabanın başlangıcıdır. Adler bunu üstünlük duygusu olarak adlandırır. Adler’e göre neredeyse yaptığımız her şey yaşamdaki engeller üzerinde bir üstünlük kurmak ve bu sayede aşağılık duygularımızı engellemek üzere tasarlanmıştır. Dolayısıyla aşağılık ve üstünlük duygusu yaşamdaki güdüleyici güçler olarak düşünülmektedir.

Sosyal (Toplumsal) İlgi

Bireysel Psikoloji, sosyal ilgi terimiyle kavramsallaştırdığı, insanın sosyal yanına özel vurgu yapar ve sosyal ilginin derecesini sağlıklılığın bir ölçüsü olarak ele alır. Sosyal ilgi en geniş anlamıyla bireyin içinde yaşadığı dünya ve birlikte yaşadığı insanlara olan ilgisi olarak tanımlanabilir. Adler, insanın tüm davranışlarının sosyal içerikli olduğu ve insan doğasının sosyal ilişkilerinin anlaşılmasıyla kavranabileceği inancındadır. Sosyal ilgi, bütünle birmiş gibi hissetmek, kusursuz bir toplum düzeni için çaba göstermektir.

Yaşam Ödevleri (Yaşam Görevleri)

Adler (2008) başarılı bir yaşam için, başka bir deyişle bireyin tam anlamıyla işlevsel olabilmesi için üç temel alanda başarılı olması gerektiğini belirtmekte ve bu alanlarda başarılı olmayı yaşam ödevi olarak görmektedir. Arkadaşlık kurma (sosyal ödev), topluma katkıda bulunabilme (iş ve mesleki ödev) ve yakın ilişki oluşturabilme (sevgi, aşk ve evlilikle ilgili ödev) görevleridir. İnsan için yaşamın anlamı da bu üç temel ödev tarafından şekillenir.

Yaşam Tarzı

Adler, çocukluk zamanındaki ilişkiler sonucu kişinin kendine özgü bir davranış örüntüsü ortaya çıkardığı görüşünü savunur ve buna yaşam tarzı (yaşam biçimi, yaşam stili, yaşam planı) ismini vermektedir

Yaşam tarzı, bireyin yaşam yönelimini ifade etmekte ve bireyin varlığına anlam katan konuları kapsamaktadır. Yaşam tarzı bireyin geçmişinin, şu anı ve geleceğe ilişkin tutum ve davranışlarının tamamını içine alacak kadar kapsamlıdır. Yaşam tarzı bireyin dünyaya ilişkin algıları ve eylemleri de dahil olmak üzere tüm yaşamına rehberlik eder.

Erkeksi Protesto

Adler, doğuştan var olan aşağılık duyguları yönünden erkekle kadın arasında önemli bir fark olduğu düşüncesini savunur. Kızlara genel olarak erkek çocuktan daha az değer verilmesi, aşağılık duygularının kadında erkeğe oranla daha fazla ortaya çıkmasına sebep olur. Bu yaşananlar uyumlu bir aile hayatında sağlıklı bir şekilde halledilebilir ve etkileri yetişkin yaşamına aktarılmaz.

Ancak, eğer kız çocuğunun kendisini ve hemcinslerini küçümsemesi aşırı oranda olmuşsa, ileriki yaşamda kadınlığından vazgeçme yolunu seçebilir ve toplumun kabul ettiği erkeksi davranışları daha çok benimser. Bu şekilde davranmakla kendisini daha çok kabul ettirebileceğini düşünür. Erkeksi protesto, güç ve egemenlik isteğini göstermektedir.

Temel Hatalar

Adler’e göre ilk (erken) anılardan kaynaklanan temel hatalar, bireyin yaşam tarzı içinde problem yaratacak yanlış inançları ifade eder.
Bunlar:

  • Aşırı genellemeler
  • Sahte veya imkansız güvenlik hedefleri
  • Yaşam hakkındaki yanlış inançlar
  • Kendi değerini en aza indirme
  • Hatalı değerler

Doğum Sırası

Adler çocuğun ailedeki durumunun onun gelişimine belirgin bir etki yarattığına inanmıştır. Adler’e göre doğum sırası, çocuğun toplumla nasıl bağlantı kurduğu ve yaşam tarzının gelişimi üzerinde etkilidir. Unutulmamalıdır ki, bireyin gerçek doğum sırası değil kendi algıladıkları ve yorumladıkları konumları belirleyici olmaktadır.

En Büyük Çocuk: İlk doğan çocuklar genellikle fazla ilgi görür ve tek çocuk olduğu sürece ilgi odağı olmaya devam eder. İkinci çocuğun doğumu tek veya özel olma özelliğini yitirirler. Bağımlı olmaya, diğerlerinden daha fazla çalışmaya ve hep önde olmak için çaba gösterme eğilimleri vardır.

İkinci Çocuk: Doğduğu günden beri ilgiyi başka bir çocukla paylaşmak durumundadır. Sürekli bir yarış içindedir çünkü ona meydan okuyan bir rakibe sahiptir. Yaşam tarzları genellikle kendilerinin kardeşlerinden daha iyi olduğunu kanıtlamaya yönelik olacaktır.

Ortanca Çocuk: İki kardeş arasında aile dışına itilmiş gibi hissedebilir. Bu durum nedeniyle hayatın haksız olduğuna ve aldatıldığını düşünebilir, “zavallı ben” şeklinde düşünmesine sebep olabilir. Her şeyi bir arada tutan bir iletişim aracı ve arabulucu rolü üstlenebilir.

En Küçük Çocuk: En küçük çocuğa gelince her zaman ailenin bebeğidir ve çoğunlukla ailenin en çok şımartılmış olan çocuğudur. Çoğu durumda diğer aile bireyleri tarafından pek ciddiye alınmazlar ve aile tarafından her zaman çocuk şekilde davranılırlar. Pek çok uyarıcıyla karşı karşıya kaldığı için çoğunlukla olağanüstü denilecek kadar iyi gelişir ve önüne çıkan engelleri diğer kardeşlerinden daha kısa sürede aşar.

Tek Çocuk: İlk doğan çocuklarda olduğu gibi aile içinde eşsiz bir yere sahiptir. Genellikle ebeveynleri tarafından şımartılır ve ebeveynlerinden birine ya da her ikisine de bağımlı olabilir.
Paylaşmayı ve diğer çocuklarla iş birliği yapmayı sevmezler ama yetişkinlerle iyi geçinmeyi öğrenirler.

Terapötik Amaçlar

Bireysel Psikolojinin temel amacı, danışanların yaşam tarzları hakkındaiçgörü kazanmalarını, sosyal ilgilerinin artması olasılığını yaratacak şekilde bu doğrultuda değişmeleri için onlara bir olanak sağlamaktır. Sürecin diğer amaçları; aşağılık duygusunu ortadan kaldırabilmek için danışanlara yardımcı olma, topluma katkı yapan kişiler olmaları için destekleme, diğerleriyle eşit olduğunu fark ettirmek için danışanlara yardımcı olma terapötik amaçlardandır.

Psikolojik Danışman/Danışan İlişkisi

Aktif, sıcak ve güven verici bir ilişki kurulur. Psikolojik danışman psikolojik danışma (psikoterapi) sürecinde yorumlama ve açıklamalarda bulunabilir. Danışan her yönüyle bir bütün olarak tanınmalı ve hedefler birlikte belirlenmelidir.

Yazar: Okan AKDÖKER

Bu da Var

Panik Atak Kitapları – Panik Atak İçin Kitap Önerileri

Merhabalar değerli takipçilerim, bugün sizlere kendinizi mutlu hissedeceğiniz ve sizin hayatınıza belli bir amaç katacak …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir