Ana Sayfa / Genel / Anksiyete Bozukluğu Nedir?

Anksiyete Bozukluğu Nedir?

İnsanların çeşitli olumsuz uyarıcılara karşı geliştirdikleri kaygılar bazen sürekli hale gelir ve insanın yaşam standardını bir hayli düşürür. Özellikle günümüzde daha çocukluk çağında başlayan sınav koşturmacası gençlik yıllarında da aynen devam ediyor. Yetişkinlik çağına gelindiğinde iş hayatı, olumsuz sağlık durumları, geçim sıkıntısı, çocukların büyümesi ve geniş aile problemleri insanlarda kaygı durumu oluşturuyor. İçimize yerleşen kaygı bize endişe verse de olumsuz durumlarla baş edebilmemiz için gizil bir güç de oluşturuyor. Böylece kaygı, karar verme süremizi kısaltır. Böylesi bir kaygı durumu ile insanın baş etmesi kolay olmakta ve biz bunu faydalı bir durum olarak değerlendiririz. Zaten kaygı da olumsuz durum sona erdiğinde kendiliğinden söner.

Bazı durumlarda kaygı bitmez ve insanı aşırı bir şekilde rahatsız etmeye başlar. Tehlikeli veya negatif duruma göre daha orantısız bir kaygı duygusu yaşanır. İşte bu sürekli yüksek kaygı durumuna yaygın anksiyete bozukluğu adı verilir. Baş etmek bir yana, insanda rutin işlerini yürütme konusunda bile zorluk yaşatabilen bu durum, her türlü olayda olumsuz yöne odaklanma, olayların kontrol dışı geliştiğini hissetme, iyi yönleri düşünememe ve negatif etkinin pozitife dönüşemeyeceği hissi uyandırmaktadır. Haliyle bu duygu karmaşası insanı yorar ve bitkin düşürür.

İstatistikler anksiyete bozukluğunun yetişkinlik dönemindeki kaynaklarının, aile, iş hayatı, geçim ve sağlık problemleri olduğunu göstermektedir. Bu kaygı durumunun en az altı ay boyunca devam etmesi, uzmanları yaygın anksiyete bozukluğu olduğu yönünde hem fikir yapmaktadır. Toplumun bütünü düşünüldüğünde 100 kişi baz alınırsa, yaygın anksiyete bozukluğu görülme sıklığı 5 ya da 6 kişidir. Anksiyeteden etkilenme derecesi yaş ilerledikçe artmaktadır; çünkü yaşlılar çocukların duygusallıklarına yakın bir şekilde hassas olmaktadır.

Anksiyete Bozukluğunun Belirtileri Nelerdir?

Bazen sebepsiz bazen de sebebi olan bir durumdan aşırı tedirgin olma hali en belirgin özelliğidir. Organizma endişe haline o kadar alışmıştır ki, herhangi bir neden olmaksızın kaygılanabilmektedir. Reel bir olumsuz duruma karşı ise kontrol edilemeyecek seviyede fazla tepki gösterilmektedir. Üstelik insan organizmik tepkilerinin fazla olduğunun farkındadır; ancak bu kaygıları kontrol edemediğinin de farkındadır.

Bu temel göstergenin dışında ise; uyuyamama, uyusa bile uykunun bölünmesi, an hafif uyarıcıya bile aşırı tepki, dikkati toplayamama ve sürekli yorgun olma hissi diğer temel belirtilerdir.

Tüm bunların yanı sıra, psikolojik temelli fizyolojik rahatsızlıklar (psikosomatik belirtiler) da gündeme gelebilir. Vücudun aşırı ısındığına dair inanç, mide bulantısı, sabırsızlık, terleme, hafif titremeler, yutkunmada güçlük çekme, belirli bölgelerde kas ağrısı ve baş ağrısı bu psikosomatik belirtilerin başlıcalarıdır.

Anksiyete Bozukluğu Nasıl Oluşmaktadır?

Temeli çocukluk ve gençlik dönemine dayanan anksiyete bozukluğunun birincil kaynağı strestir. Anksiyete bozukluğu öyle sanıldığı gibi birden ortaya çıkmaz. Yıllar boyu gizlice ilerleyen ve biriken bir süreç söz konusudur. Hatta gençlik dönemlerinde geçici olarak aşırı kaygılanmalar ile kendini gösterebilmektedir. Geçtiği için kişiler üzerinde fazla durmazlar; oysa bu durumlara dikkat etmek ve uzman yardımı almak en sağlıklısıdır. Stresin dışında, genetik faktörler, beyin tarafından salgılanan hormonların değişimi ve travmalar da anksiyete bozukluğunun oluşumuna katkı sağlayan diğer öğelerdir.

Anksiyete Bozukluğunun Tedavisi Var mı?

Yaygın anksiyete bozukluğu olarak da tanımlanan bu genel kaygı veren durumun tabi ki tedavisi vardır. Tedavi sunan alan psikiyatri servisidir. Ancak insanlar çeşitli şekillerde etiketlenmekten korktukları için, psikiyatri uzmanlarına rahat bir şekilde alenen başvuramamaktadır. Bu yüzden bu kişilerin yakınları tarafından desteklenmesi gerekir; çünkü tedavilerin çoğundan olumlu yanıt alınmaktadır.

Psikiyatri servisinde öncelikler hastanın vaka geçmişi öğrenilir ve kişisel özellikleri çıkarılır. Psikiyatri servisi her ihtimale karşılık fiziksel inceleme de isteyebilir. Bu, tanının konması ve tedavi seçeneğinin belirlenmesi için çok önemlidir.

Doktorun ilaç tedavisi veya psikoterapi önerisine mutlak uyulması gerekir. (Bakınız: Psikoterapi Nedir?) Hastalığın seyrine ve belirtilerin şiddetine göre sadece bir tedavi yöntemi uygulanabileceği gibi, her iki tedavi şekli de kullanılabilir. İlaç tedavisinde yaygın olarak anti-depresanlar ve anksiyete önleyici ilaçlar ön plandadır. Daha ağır vakalar için sadece doktor reçetesiyle alınabilecek daha güçlü ilaçların kullanımında doz aşımına dikkat edilmelidir.

Dikkat edilmesi gereken nokta; ilacın hemen etki göstermeyeceğinin bilinmesidir. İlaç ancak ilerleyen haftalarda etkisini gösterir ve kullanımına ara verilmemelidir.

Yazar: Ozan AKDÖKER

 

Bu da Var

Kişisel Gelişim İçin Neler Yapılmalı?

Ev ortamında nasıl kendinizi geliştireceğinizi öğrenmek ister misiniz? Herkesin özel kurslara, kişisel gelişim merkezlerine gidebilme …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir